İLÇEMİZİN TARİHİ ve KÜLTÜREL ÇEVRESİ

            Mut, Roma imparatorlarından Claudius tarafından M.Ö. 41 yılında bir koloni olarak kurulmuş ve Mut'a Claudiopolis adı verilmişti. Bu bilgi Mut kalesinin batı kısmındaki kitabeden anlaşılmaktadır.

            Antik dönemlerde Silifke'yi İç Anadolu'ya bağlayan Kilikya kapılarından biri olan Sertavul geçidi üzerinde önemli bir konumdaydı. MÖ 1. yüzyılda kurulan Mut, ilk yıllarında bayındır bir Roma kentiydi. 395 yılından sonra Bizans egemenliğine geçmiştir. Orta Çağ'da Selçukluların eline geçen ve büyük bir gelişme gösteren Mut, 1277 yılında Şemsettin Mehmet Bey tarafından Karamanoğulları'nın, 1448'de Osmanlı Devletinin yönetimine girmiştir.

KERVANSARAY

            Kentin merkezindeki kare planlı kervansarayın giriş kapısı güneyde olup, yapı Davut Paşa Kışlası olarak da bilinir. Büyük avlusunu çevreleyen kemerli galerinin gerisinde yan yana yapılmış birer ocaklı ve penceresiz 40 oda sıralanmıştır.

MUT KALESİ

            İlçe merkezinin kuzeyindeki bir tepe üzerinde bulunan kalenin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak ilk temelinin Hititler zamanında atıldığı sanılmaktadır. Bugünkü hali Karamanoğulları dönemi karakterini gösterir. Dikdörtgen şeklindeki kalenin dört burcu ve içinde iç kale diye adlandırılan bir kulesi vardır. Karamanoğullan ve Bizans döneminde tamir gören kale, 1992 yılında Kültür Bakanlığı'nca yeniden restore edilmiştir. Evliya Çelebi'ye göre; Mut Kalesi'ni Rumlardan almak isteyen Karamanoğlu Yakup Bey, tüm askerlerini şehit vermiştir. Bunun intikamını almak için Karamanoğlu ibrahim Bey, büyük bir kuvvetle kaleye hücum etmiş, içinde bulunan 70.000 Rum askerini kılıçtan geçirtmiş ve ölülerini de kalenin güneyindeki bir tepeye gömdürtmüştür. Bu nedenle buraya şimdi Maşatlık Tepesi denilmektedir. Kalenin içerisinden çıkan Kalepınar adındaki soğuk ve berrak su, kentin su kaynağıdır.

LÂL PAŞA CAMİİ

             Karamanoğlu ibrahim Bey'in komutanlarından Lâl Ağa tarafından 1356-1390 yılları arasında yaptırılmıştır. Kare planlı ve tek kubbeli caminin son cemaat yeri, beş küçük kubbe ile örtülmüştür. 50 yıl önce yıkılan minaresi yeniden yaptırılmıştır. Kitabelerine göre, iki defa onarım gören caminin bahçesinde iki adet türbe vardır. Kümbetlerin birisinde 3 adet, diğerinde ise 4 adet mezar bulunmaktadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesine göre Lâl Ağa bu kümbetlerin birisinde yatmaktadır.

SERTAVUL HANI

             Karaman Silifke karayolunun Toros dağlarını aştığı en yüksek nokta olan Sartavulbeli'nden Mut'a 38 km uzaklıktadır. Selçuklu Hükümdarı Aleaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır.

TAŞ KÖPRÜ

            Meydan Mahallesindeki Taş Köprü, Karamanoğulları döneminde yapılmıştır. Ancak kitabesi olmadığından kim tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemektedir.

KARACAOĞLAN

             Dünyaca bilinen ünlü ozan Karacaoğlan'ın mezarı Karacaoğlan (Çukur) köyü ile Dere köyü arasındaki bir tepe üzerindedir. 17. yüzyılda yaşamış büyük halk ozanı Karacaoğlan'ın hayatı ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Karacaoğlanla ilgili şu efsane kuşaktan kuşağa anlatılır. Karacaoglan sevdiği Karakız'ı babasından istemiş; verilmeyince çok üzülmüş, sazı ile gurbet ellere düşmüş. Çok yerler dolaşmış, türküler söylemiş. Karakız da aşkını içine gömüp evlenmiş. Karacaoglan ihtiyarlayınca Karakız'ın obasına dönmüş ve Dere köyü yakınında bir tepeye yerleşmiş. Günün birinde ölen Karacaoğlan'ı, ilçe halkı aynı yere gömerek burayı türbe yapmışlar.

             Karakız, Karacaoğlan'ın ölüm haberini alınca, babasının obasından ayrılarak Karacaoğlan'ın mezarının başına koşmuş ve ağlaya ağlaya üzüntüsünden burada ölmüş. Bu acıklı olay karşısında duygulanan köylüler, sağ iken beraber olamayan iki sevgilinin, öldükten sonra beraber olacaklarına inandıkları için, Karakız'ın mezarını Karacaoğlan'ın yattığı yerin karşısındaki tepeye yapmışlar. O gün bu gündür, Çukur tepesindeki mezarından Karakız'ın; diğer tepedeki mezardan Karacaoğlan'ın ruhları, her gece el ayak çekildiğinde çıkar, ortadaki ovada buluşurlarmış.
             Çınaraltı Parkında, Belediye'nin girişimi ile Mutlu heykeltraş Hüseyin Gezer tarafından ücretsiz yapılan heykel, Mut şenlikleri sırasında 8 Haziran 1973 günü yapılan törenle açılmıştır.

ALAHAN MANASTIRI

             Evliya Çelebi'nin "Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor" diye yazdığı Alahan Külliyesi, 1000-1200 m yükseklikte, üzerinden Göksu vadisinin görülebildiği yalçın bir tepenin yamacında kurulmuştur. Etkileyici manzarası ile gelenlerin ayrılmak istemeyecekleri, doğa ile bütünleşmiş güzelliklere sahip önemli bir dini merkezdir. Mut'tan 20 km uzaklıkta Mut-Karaman yolundan 3 km'lik bir yolla ulaşılır.

             Roma döneminde Hristiyanlığın Kapadokya ve Ikonia'da(Konya) yayılması sırasında, bu yeni dini kabul edenlerin takibe uğraması, inanmayanlar tarafından öldürülme korkusu; İsa Peygamber'e inananları, dağlık bölgelerdeki mağara ve kaya oyuklarında ibadete zorlamıştır, İsa'nın havarilerinden St. Paulus ve yine Tarsus'ta yaşamış Hristiyan öncülerinden Barnabas 441 yılında Hristiyanlığı yaymak için Konya-Kapadokya ve Antalya-Antakya'ya kadar gitmişlerdi. Bu iki Hristiyan azizin gezileri sırasında konakladıkları her yerde anılarına kiliseler yapılmıştır. Alahan Külliyesi de bunlardan biridir. 440-442 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilen Alahan Külliyesi'ne ait ören yerinde, Batı Kilisesi (Evangelist Bazilika), Manastır ve Doğu Kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odacıkları ile kuzey yönünde içlerinde kiliseyi yaptıran Tarasis'in lahdi bulunan mezarlardan oluşmaktadır. Kilise binaları, İstanul'daki Ayasofya Bazilikası ile ortak mimari özellikler taşımaktadır. Doğu Kilisesi ayakta olmasına rağmen, Batı Kilisesi çok harap durumdadır. Her iki kilise de korint başlıklı iki dizi sütunla üç nefe ayrılmıştır. Kesme taştan inşa edilen beden duvarları, sütunlar, sütun başlıkları ve portallerdeki insan ve hayvan figürleri ile bitkisel süslemeler büyük bir ustalıkla yontulmuştur.

             Batı Kilisesi'nin, Narteksten ana mekana geçilen kapının atkı ve yan dikmeleri kabartmalarla süslüdür. St. Paulus, St. Pierre figürlerinden başka, bir çelengi taşıyan altışar kanatlı Cebrail, Mikail'in simgesel yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri, İncil yazarlarının tasvirleri, üzüm salkımları, asma yaprakları ve balık motifleri; göz doyurucu zenginlikte, estetik ve gerçekçi bir üslula yontulmuştur. Bazilikanın doğusundaki geniş avlunun güneyinde dinsel törenlerin yapıldığı dehliz, 11 m uzunluğunda kemerli ve sütunlu bir galeri şeklindedir. Galerinin ortasında, kabartma süsleme ile her yanı işli büyük niş bulunmaktadır.

             Doğu Kilisesi, terasın doğu ucunda, revaklı yolun sonunda daha geç dönemde inşa edilmiş ve külliyenin en sağlam yapısıdır. Önündeki avludan üç giriş kapısı bulunan üç nefli kilisenin üst örtüsü yıkılmıştır. Bu yapının en önemli özelliği kubbeli bazilika şeklinde planlanmış olmasıdır.

             Ayrıca Göksu vadisi içinde bulunan çok sayıdaki kaya kiliselerinden en ilginç olanı, Alahan Külliyesi'nin sapağından Karaman yönünde birkaç km gidildiğinde derin bir vadi içinde bulunan kaya kiliseleri ve barınaklarıdır. Bunlardan Alaoda olarak bilinen kilisenin kubbe şeklinde yontulmuş üst bölümü, kırmızı, mavi ve kahverengi renklerin hakim olduğu geometrik ve bitkisel fresklerle süslüdür. Birkaç bölümden oluşan kaya kilisesi zemininin mozaikle kaplanmış olduğu anlaşılıyor. Ayrıca Maya köyü yakınlarında vadi içinde ve yeraltında kırmızı ve yeşil boyalı "Renkli Kilise" de vardır.

DAĞPAZARI ÖRENLERİ

             Mut'un 35 km kuzeybatısındadır. Antik ismi Coropıssus olan kentin Karaman'dan Silifke'ye inen bir antik yol üzerinde oluşu eski kente ayrı bir önem verildiğini göstermektedir. Burada bir Bizans kilisesi ile 15x5.50 m ölçüsündeki taban mozaiği ilgi çekicidir. Kilise, köyün ortasına ve en yüksek yerine kurulmuştur. Bizans dönemine ait kilisenin apsisi ve bazı duvarları ayakta kalabilmiştir. Köyün içindeki mozaiklerde hayvan figürleri ve geometrik motifler yer almaktadır. Köylüler tarafından soğuk hava deposu olarak kullanılan sarnıçlar vardır.

MAVGA KALESİ

             Mavga Kalesi, Mut'un Kozlar yaylası yakınında Mut'a 16 km uzaklıktadır. Sağlam kalan bir burcundaki kitabeye göre, Aleaddin Keykubad'ın emri üzerine 1230 yıllarında yapılmıştır. Sarp ve dik kayalar üzerinde yapılmış olan kale içinde odalar, ahırlar, yemlikler, sulama tekneleri ve içi Horasan harcı ile sıvanmış su sarnıçları kayalara oyularak oluşturulmuştur.

BALABOLU ÖRENLERİ

             Mut'un batısında 40 km kuzeyindeki Yalnızcabağ köyü yakınındaki Değirmenlik yaylasındadır. Büyük bir antik yerleşim alanıdır.Çok sayıda lahit ve duvar kalıntıları bulunmaktadır.

GRAVGA KÖPRÜSÜ

             Göksu beldesindeki Taşköprü'nün Roma döneminden kaldığı söylenmektedir,birçok tamirat görmüş, daha sonra yarısı yıkılan köprü Selçuklularca yaptırılmıştır.1989-1990 yılına kadar ulaşımı sağlamış şimdi emekliye ayrılmıştır.
             Mut'ta sanat hayatı, ilçenin Mersin ve çevre illere uzak olmasına karşın oldukça hareketlidir.
            Haziran ayı başında Karacaoğlan Festivali düzenlenmekte ve kültürel sosyal çeşitli etkinlikler yapılmaktadır.Bu şirin ilçede üç yerel gazete çıkmaktadır.İlçe,Karacaoğlan dışında üç ulusal sanatçı ile anılmaktadır:Prof.Dr.Hüseyin Gezer(heykeltraş),Musa Eroğlu(türk haşk müziği sanatçısı) ve Seyhan Kurt(şair-yazar).Mut Tarihi ve Halkbilim incelemeleri üzerine uzman olan Doğan Atlay da bu kültürel zenginliğe katkıda bulunmuştur.

COĞRAFİ YAPI ve NÜFUS

            Doğuda Silifke, batıda Ermenek, güneyde Gülnar ilçesi ve kuzeyde Karaman ili ile çevrilidir. Mut, Mersin'e 165 km uzaklıkta İç Anadolu'yu Akdeniz'e bağlayan Mersin-Karaman karayolu üzerinde kurulmuştur. İlçenin nüfusu, 2000 genel nüfus sayımı sonuçlarına göre toplam 74.373'dür. Bu nüfusun 36.482'si ilçe merkezinde, 37.891'i köylerde yaşamaktadır.

MUT İLÇESİNİN EKONOMİSİ

             Bulunduğu coğrafi yapı nedeniyle, toprağının tümü dağlık ve yaylalıktır. 255.400 hektar olan yüzölçümünün 51.742 hektarı tarım alanı, 141.213 hektarı orman ve fundalık alan, 22 hektar çayır ve mera, 62.423 hektarı ise tarım dışı araziden oluşmaktadır. Tarım alanının az olmasına rağmen, halkın %90'nının geçim kaynağı tarımdır. Tahıl, sebzecilik, bağcılık, özellikle meyvecilik ve Fidancılık önemli gelir kaynağıdır.Kayısı,Erik,Elma. Geleneksel meyve olan kayısı dikimi mutta yavaş yavaş azalmış yerine Zeytin ekimi başlamıştır şu an Mutta Zeytin meyveli ağaç olarak 250.000'in üzerinde,yeni fidan ise 1.000.000'u bulmuş ve geçmiştir, ilçedeki kayısı çeşitleri.Ninfa,Tirintina,Bebeko Tokaloğlu,Şekerpare, Karacabey, Septik, Al Kayısı, Şam ve Zerdali türlerinin de dikimi yapılmaktadır. Mut şekerparesi orta irilikte, dolgun, gergin, parlak, tok ve suludur. Bu özelliğiyle Mut adını yurdun her yerinde hatırlatan bir meyve olmuştur. Mut'ta diğer bir ekonomik uğraş kilim dokumacılığıdır. Kıldan dokunulan kilimler geometrik, bitki motifli olup, iplerin rengi kök boyası ile verilir. Özellikle Hacıahmetli köyünde dokunan kıl heybe, kilim ve çullar, renk, desen ve dokunuş bakımından yörenin tüm özelliklerini taşırlar.